Ben Cem Albayrak.
Kahveyle ilişkim, çekirdeği satın alıp satmaktan çok önce, kavurma makinesinin başında başladı. 2015’ten bu yana kahve kavuruyorum. Yıllar içinde farklı çekirdekler, farklı kavurma makineleri ve farklı üretim ölçekleriyle çalışarak bu işin hem zanaatını hem de teknik tarafını öğrendim.
Bugün benim için iyi kahve; yalnızca iyi bir çekirdek seçmekten ibaret değil. Çekirdeğin potansiyelini anlamak, doğru kavurma profilini oluşturmak ve bunu fincanda karşılığını bulana kadar geliştirmek işin asıl kısmı.
Makinenin Başında
Kavurma benim için hâlâ işin merkezinde.
Farklı kapasite ve sistemlerdeki kavurma makineleriyle çalıştım; küçük numune kavurmalarından endüstriyel ölçekte üretime kadar farklı koşullarda profil geliştirdim.
Çünkü her çekirdek aynı şekilde kavrulmuyor. Aynı profil, farklı bir makinede aynı sonucu vermiyor. Bu yüzden kavurma işinde hazır reçeteden çok çekirdeği, makineyi ve hedeflenen fincanı birlikte okumaya inanıyorum.
Benim işim de tam olarak burada başlıyor.
Kahveye Yaklaşımım
Kahveyi gereğinden fazla karmaşıklaştırmayı sevmiyorum.
İyi bir kahve önce iyi içilmeli.
Kavurma profilinin çekirdeğin karakterini desteklemesi, fincanın dengeli olması ve kahvenin hangi amaçla kavrulduğunun belli olması benim için temel meseleler.
Bu nedenle hazırladığım her kahvede önce şu soruyu soruyorum:
“Bu kahve fincanda ne yapmak istiyor?”
Güçlü bir espressoysa güçlü olmalı.
İyi bir filtre kahveyse temiz ve aromatik olmalı.
Türk kahvesiyse cezvede başladığı hikâyeyi fincanda tamamlamalı.
Gerisi bunun üzerine kuruluyor.
Bugün
Bugün kahve kavurmanın yanında farklı işletmeler ve markalar için kahve reçeteleri, kavurma profilleri ve üretim süreçleri üzerinde çalışıyorum.
Kendi kahvelerimi ise aynı yaklaşımın daha kişisel bir tarafı olarak hazırlıyorum.
Buradaki kahvelerin arkasında büyük bir üretim hikâyesi anlatmak yerine, çekirdeğin başında duran bir insan var.
Ben kavuruyorum.
Ben tadıyorum.
Ben geliştiriyorum.
Ve kahveyi hazır olduğunda gönderiyorum.
Cem Albayrak
Coffee Roaster